Rulet
Ardıgelen zamanda kaybetmeye başladığınızda kaybetmeyi seviyorsunuz bir süre sonra. Kaybetmek bir tutku haline dönüşüyor artık. Ama bu sıradan bir “kaybedenler kulübü” hikayesi değil. Hayat giderek bir rulet masasına dönüşüyor gözlerinizde. Ve umutlarınız, boktan kumarhane jetonlarına. Bahislerinizi tek bir sayının üzerine koyuyorsunuz ister istemez. Şanslı 23.
Ruletin döndüğü her tur cepleriniz biraz daha meteliksiz kalıyor. Rulet masasının başındaki adam iki kolunu birden açıp jetonlarınızı çekiyor önünden, gözlerinizin içine bakıyor kazanan bir tavırla “Bunlar artık benim.” diyerek. Ve sırıtıyor size karşı. Öyle bir sırıtış ki bu 32 dişinin ne kadar da beyaz olduğunu görüyorsunuz. Muhtemelen her sabah ve akşam dişlerini fırçalıyor ve beyazlatıcı kullanıyor. Diş ipi kullanmasa bile dişleri hep kusursuz kalan başarılı bir geçmişe sahip mükemmel adamlardan biri daha muhtemelen.
Ceplerimin dünden delik olduğunu biliyorlar, sürekli kaybetsem de masanın üzerine koyacak birkaç jetonum daha oluyor her zaman. Oysa ki sırrım basit, jeton almak için umutlarım bittiğinde, yarınlarımı veriyorum biraz daha jeton almak için. Ve yine şanslı 23’e oynuyorum bahislerimi. Fazla kazandığınızda bir adam gelir yanınıza bilirsiniz. Ve kumarhanenin sahibinin sizinle görüşmek istediğini söyler. Aptal dostlarım, yanınıza gelen adam ölümün ta kendisidir ve kumarhanenin sahibi de tanrıdan başkası değil. Korkmayın, fazla kazandınız ve şimdi tanrı sizinle konuşmak istiyor. Kim bilir? Belki de sizi kutlamak istiyor fazla kazandığınız için.
-Bizimle çalıştığınız için teşekkürler, biraz daha çay?