Güneşe Uzan

"Yalnızlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz ve yalnızlar zehir dolu. Ben yalnızlık duygusu nedir bilmem. Bir odanın kapısını kapatıp yalnız kalmak hayatımın en güzel şeylerinden biri olmuştur."

eski püskü bir odanın tepesindeki titrek sarı ışık odayı belli belirsiz aydınlatıyordu. adam, geniş, tekli bir koltuğa oturmuş parmaklarının üzerindeki damarları izliyordu. andrew galloway, 26 yaşında, karısı tarafından terk edilmiş, hiv pozitif, eski bir eroinman. uzun zamandır yapmak istediği bir iş peşinde, çok gizli, çok sakıncalı. korkutucu, hem de korkudan titretircesine.

bir süre daha oturup, derin bir nefes aldı ve ayağa kalkıp koltuğunun arkasındaki deri ceketi giyip, fermuarı sonuna kadar yukarı çekti. gidip bütün pencereleri ve perdeleri kapattı. zaten bir yararı yoktu ki, ay ışığı bile bu talihsiz puştun yanında değildi. kapıya kadar gidip, cebinden anahtarını çıkardı ve kapının kilitlerini açıp dışarı çıktı. dışarı çıkmazdı, işemeye gitmekten bile korkardı, en çok da insanlardan.

toprak yolun üstünde toz kaldırarak ve ayaklarına bakarak yürüdü. göğe bakmaya cesaret edemezdi, çok gizliydi, çok sakıncalı. korkunç. latex markalı sigarasından bir tane çıkarıp yaktı. iki dakika sonra bir tane daha. bir zamanlar şehrin en yüksek yapıtı olan köprünün basamaklarına çıktı yavaş yavaş, zirveye ulaştığında giderek betonlaşan şehre bakıp arka arkaya küfretti. son bir sigara daha yakıp köprünün uzun direklerine tutunup sınıra doğru bacaklarını öbür tarafa attı. ve tutundu. son kez, belki bir küfür daha etmek için tutundu.

ve.

bir adım attı. bir adım, bir hiv pozitif, bir terkedilmişlik, başkasına baba diyen bir kız çocuğu, bir enjektör, bir hayat.

hayatını seç.

  1. kokhucre-giovannier bunu guneseuzan kullanıcısından yeniden blogladı
  2. guneseuzan bunu gönderdi